Hindistan izlenimleri-3

Küçücük bir dükkânın önüne geldiğimizde, burasının bir eczane olduğunu zorda olsa anlıyoruz.

Eczacı olduğumu içerdekilere ifade ettikten sonra, müsaade alıp içeriye bir bakıyorum “Aman Yarabbi; burası eczane mi?” diye kendime soruyorum.

Raflar tam manasıyla toz toprak içerisinde, adet olarak satılan ilaçlar, paslı teneke kutular içerisinde satılıyor.

Bizdeki sağlık sistemini düşünüp, cumhuriyeti kuranlara rahmet okuyorum.

Hindistan’da kast sistemi mevcut, en statülü tabaka “Brahmanlar” denilen din adamları rahipler, ikinci olarak kralların, savaşçıların, büyük tüccar ve toprak sahiplerinin olduğu tabaka, üçüncü basamakta orta halli tüccar zanaatkârlar, dördüncü basamakta ise köylüler yer almaktadır.

Bunların dışında en alt tabakada ise “Parya” denilen ve varlığından diğerlerinin rahatsızlık duyduğu, değer verilmeyen bir kesim bulunmaktadır.

Paryanın eli üstteki basamaktan birinin eline değmişse, bu kirliliği çıkarmak Ganj Nehri’nde yıkanmakla ancak geçebiliyormuş.

Kast sistemi, reenkarnasyona inanan bir din anlayışı ve yaygın olarak kullanılan keyif vericiler, Hindistan’ın sefalet ve yoksulluğunun sebeplerini rahatlıkla izah ediyor.

Açlık ve yokluk içerisinde bir hayat süren insanların, ikinci yaşamında bir üst basamakta dünyaya gelme inançları, teslimiyetçi bir anlayışı beraberinde getirdiğine şüphe yok.

Yanımıza yaklaşan “tak tuk” denilen üç tekerlekli aracın sürücüsüyle on beş dakikalık bir gezinti yapıp, tekrar otelimize dönüyoruz.

Otel oldukça temiz ve bakımlı, odalardaki komodinlere kutsal metinlerin bulunduğu bir kitap bırakılmış.

Dışarıda satılan yiyeceklerden alınmadığı müddetçe, otelde verilen yemeklerde bir sorun yaşamıyoruz.

Sebze meyve ağırlıklı menüleri bir hayli güzel, yöresel yemekler oldukça lezzetli, özellikle çorbalarına diyecek yok.

Otelin kapısında gelip gidene kapı açan palabıyıklı, mahalli kıyafetli görevli ile muhabbet edip birlikte bir fotoğraf çektiriyoruz.

Hintli görevlinin hislenip gözyaşlarına boğulması bizleri de ziyadesiyle duygulandırıyor, sarılıp ayrılıyoruz.

Sabah otelden ayrılırken bu görevlinin sıcak ve dostça tavırları ile vedalaşıp, aracımıza binip Jaipur’daki diğer görülecek yerlere doğru yola koyuluyoruz.

Şehirdeki manzara anlatılacak gibi değil.

Fukaralık, pislik, yoksulluk gibi kelimelerin bile ifade edemeyeceği görüntülerle adeta şok yaşıyoruz.

Ayakta ve oturarak tuvalet ihtiyacını giderenler, kaldırımlarda ve arsalarda su birikintilerinde veya bir musluğun altında banyo yapanlar, çöp deryasına dönmüş cadde ve sokaklar ve bu çöpler üzerinde beslenmeye çalışan domuzlar, inekler ve köpekler, kaldırımlardaki seyyar berberler, seyyar lokantalar, çay ocakları, anlatılacak gibi değil.

Şehir içerisinde yuvarlak olarak yapılmış tezek yığınları da cabası.

Kenar ve köşelerde, kaldırımlarda bir bezin altını ev yapmış, yarı çıplak vaziyetteki garibanların yaşam mücadeleleri bir trajediyi sergiliyor.


Yiyecek ve içeceklerin açık satıldığı yerler adeta mikrop yuvası, bu şartlar altında insanların hastalanmadan yaşamaları mümkün mü? diye kendimize soruyoruz.

Hayvanlarla iç içe bir yaşam tarzı geliştirmişler, kimse kimsenin yaşam alanına müdahale etmiyor.

Cadde ve sokaklarda sürüler halinde gezen ineklerin yanı sıra, her an her yerde önünüze çıkabilen maymunlar veya domuz sürüleri ile köpekler kimseyi rahatsız etmiyor.

İnançlarına göre bunları kutsal olarak görüyorlar, bu yüzden hayvanları öldürmüyorlar ve et yemiyorlar.

Hatta bazı Hindular nefes alırken ağızlarına sinek gibi bir canlı girer, ona zarar veririz düşüncesiyle ağızlarına maske takıp dolaşıyorlarmış.

Hindular kedileri uğursuz saydıklarından dolayı, etrafta az miktarda kedi görünüyor.

Hindistan’da insanlar güne erken başlıyorlar, bu münasebetle sabah erken saatlerde cadde ve sokaklar oldukça hareketli oluyor.

Dünyanın ikinci büyük nüfusuna sahip Hindistan’da halkın % 70’i Hindu, %20’si Müslüman, % 2,5’u Sih ve geri kalanı da diğer dinlere mensup.

Hindistan’da 13.000 nüfuslu Türk köylerinin olduğu ve 6.000 ortak kelimenin bulunduğunu da buradaki gözlemlerimizden öğreniyoruz.

Nüfusa oranla bakıldığında, Hindistan’da 200 milyonluk bir Müslüman nüfusun varlığı, Endonezya’dan sonra dünyada Müslüman nüfusun en çok olduğu ikinci ülkenin Hindistan olduğunu göstermektedir.

DEVEM EDECEK...

HİNDİSTAN İZLENİMLERİNDEN FOTOĞRAFLAR!... TIKLA GÖR!

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.