Bir öz eleştiri yapalım dedim!

 

Bakıyorum da şehrimiz Erzurum'da; gençliğin bir günlük boykot eylemine siyasal destek veren CHP'ye tepki koymak üzere ( Daha önce de iktidar cenahı da boykot çağrıları yapmıştı) sivil toplum örgütleri, kimi vakıflar, odalar, dernekler, istisnalar hariç kimi mahalli yazar çizerler sıraya girmiş gibiler. Çünkü işin en kolayı tarafı bu. Muhalefete tavır koymanın bir bedeli yok, çünkü muhalefete tepkinin bir riski de yok. Çünkü bir yaptırımı da yok.Tamam boykota karşı CHP'ye karşı tepki koymaya koyalım da, ama bu tepki tek taraflı olmamalı. İktidar muhalefet ayırımı yapılmadan her haksızlığa her keyfiliğe karşı duyarlı olunmalı ve tepki verilmeli. Şu an sıcak konumuz bu iken  Erzurum açısından bir iki hususa değinmek ve hatırlatmakta fayda var.

 

Oy verip seçtirilen bir milletvekili yürütülen bu hassas süreçte "Kürdistan bayrağına saygı duyun" diyor ve dedesine yapılan saygısızlığı ne ilgisi varsa ve kendi özelinde genelleştirerek bütün Kürtlere yapılmış bir saygısızlıkmış gibi sunuyor. Bü ülkenin ortak sahibi Kürtlere kimse hakaret etmez edemez ve böyle bir hakkı da yok. Kimsenin haddi de değil sayın milletvekili. Fakat kimi yazar çizerlerden ve bu kurumlardan nedense bu milletvekiline bir ikazları dahi yok. 

 

Yine "Barış sürecinde bana Erzurum'da bir şehit ailesi APO gelsin evimde sabah kahvaltısı bile veririm" dediğini ifade ederek şehit ailelerini çok inciten ve iftira eden bir adama karşı şehrimizin kurumlarından yine bir ses sedâ yok. Ellerde Türk bayraklarının dalgalandığı alanda Ekrem İmamoğlu'nu taşlayanlardan da nedense hiçbir tepki ve hiçbir ses ve sedâ yok. Muhalefete şahin kesilmek kolay, ama iktidara karşı kuzu sessizliğine bürünmek ilkeli bir duruş değildir.

 

Büyükşehir sıralamasında yerini kaybetmiş ve kalkınmada 61. sıralara gerilemiş şehrimiz için adeta üç maymunu oynayan bu kurumlardan ve kimi yazar çizerden yine ses sedâ yok. Halbuki hassasiyetler konusunda Erzurum dün, daha dün ve daha da dünlerde böyle değildi. Hakkı teslim eden, her türlü haksızlığa ve haksız güce tepki veren, ilgililere ve sorumlu makamlara derdini ileten onu temsil eden sivil toplum kurumları vardı. Erzurum insanının bu kimliğini hâlâ da koruduğuna inanıyorum, öyle yağmur nereye yağarsa tarlasını oraya çeken bir şehir değil.

 

Sözüm halkımıza değil, sözüm lafa gelince mangalda kül bırakmayan tüfeylilere. Çıkarları zedelenmesin diye siyasi güç ve yelpazeye göre tavır ve yön belirleyen sivil toplum örgütlerine ve kimi Erzurum adına söz söyleme hakkına sahip olduklarını salt kendilerindeymiş gibi görenlere. 

 

Lütfen genel ve incitici yorumlar yapmayalım.