12 Aralık 2019 Perşembe
Anasayfa > Roportajlar > Üsküdar'da mavi-beyaz muhabbet!
Üsküdar'da mavi-beyaz muhabbet!

Üsküdar'da mavi-beyaz muhabbet!

21.11.2019 13:15 12 14 16 18 yazdır
Erzurumspor Başkanı Hüseyin Üneş ile doğup büyüdüğü İstanbul’da, Üsküdar sahilinde buluştuk, bilinmeyen yönlerini öğrendik, gelecek ile ilgili ne düşündüğünü konuştuk.
Erzurumajans-Erzurumspor Başkanı Hüseyin Üneş ile doğup büyüdüğü İstanbul’da, Üsküdar sahilinde buluştuk, bilinmeyen yönlerini öğrendik, gelecek ile ilgili ne düşündüğünü konuştuk. ‘’Geçen sezon hakkımız yendi ama bu sene öyle olmayacak’’ diyen Üneş, taraftara umut verdi.  Eşi Ela hanım ve kızı Alya Hira ile mutlu bir yaşam sürdüren ama Erzurumspor’dan dolayı stressiz de geri kalmayan Üneş ile Vedat Refayeli buluştu, konuştu.



‘Kalbinde iyilik biriktirenlerin yolu daima açıktır’ derler. Güleryüzlü, naif, kalbinde kötülük olmayan biri olarak tanıdım ben de hep Hüseyin Üneş’i. Kalbinde iyilik biriktirdiği, içten pazarlıklı olmadığı içindir ki yukarıdaki özlü sözde olduğu gibi yolu daima açık. İş hayatındaki başarılı gidişatını spor yöneticiliğinde de devam ettireceğe benziyor. Özellikle futbol kamuoyuna yansıyan konuşmaları ve duruşu ile kısa sürede haklı bir popülerite kazandı. Mavi-beyazlı camia temsil yeteneği güçlü bir adamda ‘artı’ya geçti. Herşeyden önce karşısına güven veren, oturduğu koltukla anlam bulan değil, o koltuğa anlam katan pozitif bir şahsiyet. Onu sadece Erzurumspor için değil, Erzurum için kazanım görenlerdenim. Ve bu tür adamların da kaybedilmemesi, kazanılması gerektiğine hep inanırım. O yüzden de yine bir özlü söz vardır. İyi insanlar kaybetmez, kaybedilir diye.. O giderse kaybeden o olmaz, biz oluruz çünkü. Şu an için o kadar kıymetli yani. Bu benim son kararımdır. Nokta.



*** 
Sevgili Ahmet Dal’a Tanıtım Günleri için gittiğim İstanbul’da bulunduğum süre içerisinde başkan Hüseyin Üneş ile özel bir görüşme ayarlamasını istediğimde ne yalan söyleyeyim onca işinin arasında bu buluşmanın çok olası olacağını sanmıyordum. Erzurum’a dönüş günüme denk geldi, Hüseyin Üneş’in ‘Evet’ demesi. Telefonlar sonrası meşhur Kuşkonmaz Camii’nin yanı, Katibim’in tam karşısındaki Üsküdar sahili olarak belirlendi buluşma yerimiz. Buluşma yerine hattat arkadaşım, hemşehrim, çalışmalarıyla her zaman göğsümüzü kabartan, atölyesine uğramasam kendimi İstanbul’a gelmiş saymadığım Muhammet Mağ ile gittik. Önce bir sahil yolunda kısa bir yürüyüş yaptık, hava aldık. Yine öyle nazik, yine öyle içten, yine öyle samimi. Onca işinin arasında ayırdığı vakit için teşekkür ediyorum, mahcup oluyor, aksine görüşmeden duyduğu memnuniyeti ve mutluluğu dile getiriyor. Aslında çok da yaptığı şey değil böyle sahil yürüyüşleri, larç vaziyetleri. Hoşuna da gitmiş görünüyor, vücut dilinden onu anlıyorum. Oyalanıyor, ayaküstü ‘laklak’ yapıyoruz bir süre. Sonra daha güzel bir manzarası olan yere gitmemizi öneriyor. Üniversiteden arkadaşı aynı zamanda Üsküdar’a tarihi yarımadayı gören bir konumda Erzurumlu işletmeci Ömer Ezirmik’in kafesine geçiyoruz. Adı Trend 216. Kafe restaurant olarak hizmet veren bu teras genelde gençlerin uğrak yerlerinden, maşallah bayağı da bir kalabalık. Önceden rezerve edilmiş masaya oturuyoruz. Eee Erzurumluyuz ne de olmasa. Çayların biri geliyor, diğeri gidiyor. Ve sohbetimiz de böyle ve başlıyor. Başkan Üneş, sorduğum sorulara içtenlikle cevaplar veriyor. Çok daha dedili, şeklinde konuştu’lu cümleleri bırakayım bir kenara, fazla başınızı ağırtmayayım. İşte başkanın sözlerinden o sohbette öne çıkanlar:



*** 
Yarım aşırı aşkın bir süre önce İspir’in Gölyurt köyünden İstanbul’a göç eden bir aileden geliyorum. Doğum yerim İstanbul ama hiç Erzurum’dan, İspir’den, köyümden kopmadım. Halen 15 hane bulunan köyde evimiz vardır ve zaman zaman gideriz. Ailenin 3’ncü kuşağındanım ve o kuşağın en büyüğüyüm. Babam da ailenin en büyüğüdür. Babam 30 yıl öncesinden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin işlerini yapan bir müteahhittir. BB Erzurumspor Başkanı olduktan sonra ben de babam da Erzurum ile ilgili hiçbir işe girmedik, girmeyiz de. Zaten bugüne kadar da Erzurum’da belediye ile çok cüzi denilecek miktarda iş yapmışlığımız oldu.

***
Ben 5 Ocak 2019 tarihinde BB Erzurumspor’a başkan oldum. Daha önceleri gerek Dilaver Yılmaz ve gerekse Mevlüt Doğan başkanlığa aday gösterilirken de teklif edilmişti ama ben kabul etmemiştim. Yönetim kurulu üyesi olarak çalışmaya devamdan yanaydım. Bu defa yok diyemezdim. Başkanlığım süresince hep yarın gidecekmiş gibi hareket ettim. 5 Ocak’ta nasıl geldiysem 6 Ocak’ta gidecekmişim gibi sorumlulukla hareket ettim. Bulunduğum görev önemli. O yüzden de o gün bugündür özellikle de özel hayatıma çok dikkat ediyorum. Camianın yüzünü kara çıkartacak bir işin içinde olmadım, olmam.

***
Başkanlığa geldikten sonra yurt dışı gezilerim olurdu, onlara son verdim, minumuma indirdim. Bir en son daha önceki milli takım maçı arasından dolayı ailecek Avusturya’ya gitmiştim. Kızım Aliye Hira’yı da götürmüştüm. Şimdiye kadar 30 ülkeye gitmiştim ama Avusturya’ya hiç gitmişliğim yoktu. Viyana’yı hiç görmemiştim. Gerçekten çok güzel şehirmiş. 

***
Hemen hemen başkan olduktan sonra her maçımızı dakika dakika hatırlarım. Hangi dakikada ne oldu, iyi kötü hatırlarım. Her maçtan bir gün önce de uyku sorunu yaşıyorum, o gece sabaha kadar uyuyamıyor, ertesi gün de çok dalgın oluyorum. Bazen birlikte maçı seyrettiğim adama, ‘maçı seyrettin mi?’ diye sorduğum dahi oluyor.

***
Erzurum’a başkan olduğumda da Fenerbahçe kongre üyesi olduğumu söylemiştim. Çok maçına gitmişliğim vardır. Ama başkan olduktan sonra Fener’in Erzurumla oynadığı iki maç hariç hiçbir maçını izlemeye gitmedim. Kongre üyeliğimi de dondurdum.

***
Elbette ki Erzurumspor Başkanı olarak iz bırakmak isterim. Ama kabul edelim ki futbolda bu kolay olmuyor. İlla ki efsane olarak anılamıyorsun. Kaldı ki hangi kulüp başkanı huzurlu bir şekilde bırakmış. Hep Seba gibi, Aziz Yıldırım gibi, İlhan Cavcav gibi efsane başkanlar olaylı ayrılmıştır kulüplerinden. (Burada araya giriyorum, sadece Özhan Canaydın’ın Levent’te ki G.Saray Derneği önündeki heykelini hatırlatıyor, gerçekten hiç heykeli dikilen başkan olmadığını söylüyorum).

***
Başkan olduktan sonra BB Erzurumspor tamamen bütün işlerimin önüne geçti. 24 saatin neredeyse uyku da hariç 16 saatini kulübe ayırıyorum. Sabah akşam kulüp işleri.. Bundan dolayı rahatsız mıyım, değil tabi. Bu çok özel ve anlamlı bir görev. Başım gözüm üstüne. Gençliğimin hayrını görmeyeyim, Erzurum’un başarılı olması için ne gerekirse yapıyorum. Bana gösterilen destek, kredi de inanılmaz güzel ve o açından bu güvenenleri de mahcup etmemeye çalışıyorum.

***
Kulüp başkanı olduğumdan beri doğru bir iş yaptık, mevcut durumda gelir olmamasına rağmen borçları azalttık. Doğru bir ekonomi anlayışı getirdik diye düşünüyorum kulübe. Acun Ilıcalı ile yaptığımız ve TV’de canlı yayınlanan bağış kampanyasında vaadedilen paraların yüzde 30’unu tahsil ettik. Diğer yarısı da eli kulağında. Sanırım Osmanlı maçından önce veya sonra bu konuyu kamuoyu ile paylaşacağız.

***
Bu ligde VAR, var yok, önemli değil. Gerçi olsa daha iyi ama olmaması da sorun değil. Geçen sene VAR sanki de YOK’tu. Yanlış hakem  kararları yüzünden küme düştük. Bu sene kesinlikle açık ara şampiyonuz. Zaten bu ligde şampiyon olacak takımları saysan en başta Erzurum’u sayarsın. Herkes de biliyor. İyi bir oyuncu kadromuz var çünkü. Geçen sezon Erzurumspor’un çok hakkını yediler, daha yedirmem. Bu artık herkes tarafından da böyle biline.

***
Geçenlerde Erzurum Adliyesinde ifade verdim. Eski MHK Başkanı Yusuf Namoğlu, ligin son maçı olan Kayserispor maçı sonrasında yaptığım açıklamalar sebebiyle mahkemeye vermiş beni, şikayetçi olmuş. Hakime de ifade verirken söyledim. Eleştiri hakkımızı kullandım. Kimseyi küçük düşürmeye çalışmadım. Hakkımız aradım. Kaldı ki o gün şikayet ettiğimiz hakemlerin bugün bulunduğu konum bizim ne kadar haklı olduğumuzu da ortaya koyuyor.

***
Daha önceleri Erzurumspor kulübü hep kooperatif gibi yönetilmiş. 35 yönetici olur mu? Ne gerek var onca adama. Beşiktaş bile bugün 10 kişi ile yönetiliyor. Açıkçası 10 az, 15 çoktur. Günümüzde bir çok kulüp de zaten 7-8 kişiyle yönetiliyor artık.

***
Bazen aynaya bakıyorum. Yaşlandığımı, bayağı bir yorulduğumu anlıyorum. Stressiz yaşayamıyorsun. Stresle etle tırnak gibi olmuşsunuz. Kararlar alırken illa ki istişare yapıyorum. Her ne kadar son kararı ben versem bile mutlaka yakın arkadaşlarıma danışırım. Başkan oldukça çok sevdiğim sinemaya bile bir kere daha gidemez oldum, iş çokluğundan açıkçası kitap da çok okumuşluğum olmadı.

O BİZİM ROL MODELİMİZDİ!- Hüseyin Üneş ile Üsküdar’da ki kafe restaurantta sohbet ederken işyerinin sahibi, başkanın Maltepe Üniversitesi’nden arkadaşı hemşehrimiz Ömer Ezirmik, müsaade istedi, lafa girdi. Tam da Üneş başkana,’’Rol modeliniz var mı?’’ diye sorduğumda oldu bu. Ömer Ezirmik, ‘‘O olsa olsa rol model olur. Onun kendisi rol model zaten. Üniversite döneminde o önde, bizler de arkasından giderdik, rol modelimizdi Hüseyin başkan’’ dedi. Saatler süren ve neredeyse 18.00 uçağını bile kaçıracağım bu tatlı sohbette Üsküdar’da atölyesi bulunan hattat arkadaşım Muhammet Mağ da vardı. Sağolsun, çoğu fotoğraf işlerimizi de o çekti. 



ORGANİK MEYVE YİYOR- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da oturduğu Kısıklı’da ikamet ediyor Başkan Üneş. Biraz da İspirli olmasından dolayı yeşili, ağacı çok seviyor, genlerden geliyor. Evinin bahçesi meyve ağaçlarıyla dolu. Özellikle de meyve ağaçlarından meyveleri koparmaktan, onları tüketmekten büyük zevk alıyor. ‘’En büyük hobim bu’’ diyor. 



MUTLULUĞUNUZ DAİM OLSUN- 2014 yılında Ela hanımla evlenen ve mutlu bir evlilik sürdüren Hüseyin Üneş’in Alya Hira adında 2 yaşında bir kızı var. Daha önceleri ile eşiyle birlikte gittiği yurt dışı gezilerinde artık yanlarında şirin kızı da oluyor. Minik Hira da Viyana ile daha 2 yaşındayken yurt dışı deneyimi yaşamış oldu. Ne diyelim birlikteliğiniz, yüzünüzdeki gülücükler daim olsun 3'üncü çekirdek kuşağın Üneş ailesi.


Diğer Röportajlar
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.