22 Ekim 2017 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > Erdal Tanas KARAGÖL > Şehir ekonomileri ve spor: Erzurum
Erdal Tanas KARAGÖL

Şehir ekonomileri ve spor: Erzurum

18.09.2017 11:13:24 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Erdal Tanas KARAGÖL
Türkiye ekonomisi, birçok sektörde güçlü bir birikime sahip. Bu birikim sayesinde, dünyada üretilen malların büyük bir çoğunluğunu üretebiliyor ve farklı coğrafyalardaki ülkelere ihraç edebiliyor. İhracatta böyle bir kapasitesi olan bir ülkenin ürettiği ürünlerin de öncellikle ülke içinde kabul görmesi gerekiyor.

Üretimde yerlileşme dediğimiz bu sürecin birkaç aşaması var. İlk aşama, üretimde kullanılan ara malların ve girdilerin ülkede üretilmesi. Sonraki aşama ise, ülkede üretilmesine rağmen ithal edilen ürünlerin ülkede yeterli düzeyde üretim miktarına ulaşması ve ülkede üretilemeyen dolayısıyla da ithal edilen stratejik önemi olan birçok ürünün ülke sınırları içerisinde üretilmeye başlanması.

"Üretimde yerlileşme" olarak kodlayacağımız süreçte, yerli üretimin ve üreticilerin teşvik edilmesi için bir motivasyona ihtiyaç var. Bu motivasyonla oluşturulacak yeni bir yol haritası yeni ekonomi hikayesi için de hayati derecede önemlidir.

PEKİ "ÜRETİMDE YERLİLEŞME" NİN YOL HARİTASI NE OLMALI?

Üretimde yerlileşme sürecinin başarıyla gerçekleşmesi için hatırımızda olması gereken gerçekler var. Bunların başında kamu müdahalesi geliyor. Yani, dünya ekonomilerinde yerli ve yenilikçi üretim kapasitesini artırmada kamu müdahalesi olmadan yoluna devam eden hiçbir ülke yoktur.

Bu yüzden, yerli üretimin mutlaka desteklenmesi gerekiyor. Yerli üretimin desteklenmesi de ancak kamu alımları ile olur.  Kamu alımları için uygulanacak politika ise açık.

Şöyle ki;

Ülkede üretilen malların kamu alımlarında, büyük altyapı projelerinde, savunma sanayiinde, yeni şehir hastanelerinde, kentsel dönüşümün gerçekleştirilmesi ile tüm inşaatlarda ve en önemlisi TOKİ tarafından inşa edilen konutlarda yerli ürünlerin kullanılması şart koşulmalıdır. Yanı başımızdaki İran'ın gerçekleştirdiği büyük inşaat projelerinde yüzde 60'a yakın yerli üretim şartı getirmesi çarpıcı bir örnek.

Bugün birçok ülke, yerli üretimi teşvik için bu yolu izliyor. 1980'li yıllarda Türkiye'nin gerisinde olan Uzakdoğu ülkeleri bugün birer başarı hikâyesine imza atmışlarsa, dünyanın en büyük firmalarına ve markalarına sahip olmuşlarsa, bu başarıdaki aslan payı, kamu alımlarıyla verilen desteğindir.

Diğer yandan, ithalatımızın yaklaşık yüzde 40'ını temsil eden "ülkede üretilmeyen ve dolayısıyla ithal edilen" birçok stratejik ürünün ülkede üretilmesine destek verilmesiyle, yüksek teknolojik ürün üreten Türkiye, yüksek katma değer üreten rekabetçi bir ülke konumuna yükselecek. Bu da, KOBİ niteliğinde bulunan birçok firmanın dünyanın en büyük firmalarından olabilmelerinin yolunu açacak.

Yüksek teknolojiyle üretim yaparak yüksek katma değer üreten yerli firmaların üretimi, ihracatın miktarını da artıracaktır. Çarpıcı bir örnek verirsek, Türkiye'nin ihracatı GSYH'sının beşte biri iken Almanya'nın ihracatı GSYH 'sının  üçte biri. Yani ihracatımızı GSYH'nın üçte birine çıkardığımızda hem kişi başı gelir hem de GSYH önemli ölçüde artacak.

Dolayısıyla, ekonomide yeni hikâye "üretimde yerlileşme" merkeze alınarak gerçekleştirilmelidir. Bu strateji   ile ekonomi dış ticaret açığı ve cari açık değil, dış ticaret ve dolayısıyla cari fazla verir, istihdam oluşturur. Sonuç olarak, son yıllarda karşılaştığımız "düşük cari açık ve düşük büyüme" ikileminden de  kurtulmuş oluruz.

Tabi bu sürecin uygulanması için oluşturulacak yol haritası ve yasal düzenlemeler ne kadar önemliyse, her bir politika ve uygulamanın hayata geçirilmesi konusundaki takip ve izleme de o denli önemli.

Her bir adım, yeni dönemde yazılacak başarı hikâyesinin bir parçasını oluşturacak. 

ŞEHİR EKONOMİLERİ VE SPOR: ERZURUM

Ülke ekonomisinde şehir ekonomilerinin katkısını çok önemsiyorum. Şehrin büyümesi ve kalkınması mikro düzeyde o şehrin, makro düzeyde ise hem bölgenin hem de ülkenin kalkınması demek. 

Şehirlerdeki ekonomik aktivitelerde, olimpiyatların, yaz ve kış oyunlarının, futbol maçlarının ciddi katkıları olduğu tartışma götürmez. Özellikle de kendini kış olimpiyatlarında ispatlayan ve  futbol takımlarının yaz kampları için cazibe merkezi olan Erzurum gibi şehirler için, spor aktiviteleri şehrin ekonomilerinin can damarları.

Erzurum'un hem olimpiyatlara hem de kamplara ev sahipliği yapmasının yanı sıra marka değeri yüksek olan futbol takımı da var.

Bu yıl 1. Lige çıkan ve Süper Lige çıkması için heyecanla beklediğimiz B.B Erzurumspor, kendi sahasında oynanacak maçları Erzurum'da oynayamıyor. Sebebi ise, stadyumda tamamlanmayan turnikeler.

Gerekçesi ne olursa olsun, yapılmayan turnikeler hızlıca tamamlanmalıdır.  Çünkü, futbol maçlarının Erzurum'da oynanması Erzurum'a yeni bir heyecan katacak. Ben de tüm Erzurumlular gibi, Erzurumspor'u kendi şehrimizde izlemek istiyorum.

Marka oluşturmuş bir şehri, hem futbol zevkinden hem de ekonomik katkıdan mahrum etmemek gerekir.
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.