19 Ağustos 2017 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Talip AKBAŞ > Ramazan Umresi
Talip AKBAŞ

Ramazan Umresi

17.06.2017 19:30:11 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Talip AKBAŞ
Ramazan ayı, her şeyden evvel Kur'an ayıdır. Bunu Kur'an'dan öğreniriz. Ayların sultanı olmasını da zaten Kur'an'a borçludur. Anadolumuzda kullanılan "harman yeri" diye bir tabir vardır. Ürünlerin toplandığı, her bir ürünün hasada dönüştürüldüğü yer. Sair zamanlarda ise köy halkının toplandığı buluştuğu, muhabbetlerin yapıldığı mekanlardır harmanlar.

Ramazan ayı, bir yönüyle harman yeri gibidir. Bir çok ibadetin birbiriyle buluştuğu aydır. Namaz, ilaveten teravih, oruç, Kuran tilaveti mukabele, fitre,  zekat, iftar ve sahur ikramları vs. hepsi bu ayda cem olmuştur. Bu sene bizim için ilk olan bir de umre eklendi bu ibadetlerin yanına, harman yerine... Umre de kendi içinde bir çok güzelliği harmanlar.

Toplar dünyanın her bir köşesinden Müslümanları. Bakmaz ırklarına, renklerine, türlerine...  Toplar ne bulduysa....  Acayip bir zenginlik oluşturur. Ne kadar çokmuşuz hissini yaşatır size. Ne hayırlar yaşatır. Ne tecrübeler tattırır size. Kanarsınız kardeşliğe. Ne kadar çeşitliymişiz dedirtir çaktırmadan. Her ırktan, her mezhepten, her meşrepten kardeşleriniz olduğunu haykırır avazı çıktığınca. Sonra düşündürür ne kadar benzer yanınız olduğunu. Her türlü farklılığın inadına ibadetler sizi çeker aynı hizada ip gibi dizer.

          Şu iki şey gözünüzden hiç kaçmaz. Biri şu ki: Harem'de hercü merc bir durum yaşanırken evrensel çağrı yankılanır Harem'in duvarlarında.... Öğlen ezanı ile derin bir nefes almasıdır bu, Harem'in. Aziiiiiz Alllah... Uğultu sürerken kametle birlikte bir toparlanma, hizaya gelme yaşanır.

Huzura durma anı gelmiştir. Koşuşturmalar saf aralarında yer tutmalar. Bu son çırpınışlar kanat vurmalar sürerken, imamın tekbiri kıt diye keser tüm sesleri. Derin bir sessizlik herkes Kabe'nin etrafında halka oluşturmuştur. Öyle ki Kabe'yi ortadan tutup çekseniz insanlar yüz yüze gelecektir. Bu da çok ilginçtir. Bu sessizlik adeta yeniden şarj olmayı hatırlatır. Uyku, biyolojik yanımızı; namaz, ruhsal yanımızı şarj eder. Yoksa ne mi olur? Yoksa bu organizma çalışmaz. Sistem çöker.

            İkincisi ise: Hemen her namazın arkasından "essaletü alel emvat" anonsunu duyarsınız. Vakitler hiç boş geçmez. Vardır her vakitte bir kaç cenaze. İkinci sessizlik cenaze tekbiriyle başlar. Herkes iştirak eder namaza. Az önce ilahi huzura durulmuştu şimdi önümüzde insan var. Hem de ölüsü. Saf tutulmuş son görev yapılıyor. Secdesiz namaz. Sadece kıyam ve dua. Mevta karşısında dik duruş. Büyük bir saygı duruşu. Hatırlattığı ise: İnsanın ölüsü bile saygıyı hak eder. Ya dirisi... Burası böyle ders verir her adımında. Tabi alabilene. Alamayana ne...

          Geldiğiniz yerin özelliklerini örter. Sizi ayrıcalıklı kılan ne varsa onları,  bütünüyle ibadetlerin gölgesinde bırakır. Mensubu olduğumuz dinimiz, meğer sembolleriyle (şeair) bizi bir harmanda öğütür mahsul haline dönüştürürmüş. Tüm insanlığın faydasına bir mahsul. "En hayırlınız insanlara en faydalı olanınızdır." nebevi ihbarını canlandırır.

           Koskoca dağın eteğinde dağdan bihaber çakıl taşlarıyla oyunlar kurup oyunlar bozan bizler, neyi ıskaladığımızı bir anlayabilsek...  İsterseniz bizi bir yapan ortak noktalarımızın bir kısmını harman yerine dökelim birlikte. Bakın insanlarla iletişim kurma biçimi olan selam... Temizlenme, arınma, ibadete hazırlanma olan abdest...  İbadete çağrı olan ezan... Aşkın olanla kurulan günlük ilişki: Namaz... Ramazana mahsus teravih... Umre için gerekli olan ihram, rengiyle modeliyle... Manevi döngünün içine girip tavafa katılmak, tavaf biçimi... İftara doğru herkesin bir kardeşine iftar ettirme çabası, fitre, zekat daha sayamayacağımız o kadar ortak değerimiz var ki.

          İster güneyden, ister kuzeyden, ister doğudan, ister batıdan gelmiş olsun. Herkes aynı biçimde yerine getirir bu ibadetleri. İster Arap ister acem olsun, hangi ırktan ve hangi mezhepten olursa olsun herkesin kalbi aynı atar. Her şeyden önemlisi Kabe, kendi istikametinde tüm Müslümanları ip gibi safa dizer, boyun eğdirir. Rukunun akabinde tüm başları secdeye kapatarak aynı hedefe kilitler. Tevhidin sosyal biçimi olan vahdeti prova eder.

         Muazzam bir şey bu. Bu manzarayı ramazan umresinde açıkça görebiliyorsunuz. Sonra dönüp Alemi İslam'ın halini düşünüyorsunuz canınız sıkılıyor. İçiniz acıyor. Başınız önünüze düşüyor ne diyeceğinizi bilemiyorsunuz. Yutkunuyorsunuz, boğazınıza düğümleniyor.  Bu kadar birleştirici değeri bünyesinde taşıyan başka harman yeri yoktur diyorsunuz. Büyük ırmakları geçip küçük derede boğulmalarımızı anlamlandıramıyorsunuz. Üzülüp iç geçiriyorsunuz.

          Ve anlıyorsunuz ki bu çelişkinin temelde bir sebebi var: Müslümanlar olarak İslam'ın temsil ettiği değerleri hayata taşıma konusundaki beceriksizliğimiz. Hatta bunun da farkında değiliz, halimize övünür dururuz. Bu değerlere vücut verme konusundaki başarısızlığımızı perdelemek için birbirimizle didişir dururuz. Ne zaman bitecek bu sefil hayat yaaa Raaab?

Bu yazı eş zamanlı olarak www.insanveislam.org sayfasında da yayınlanmıştır.
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.