25 Şubat 2017 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Süreyya ÇARBAŞ > Oy vermedim ama elini öptüm
Süreyya ÇARBAŞ

Oy vermedim ama elini öptüm

24.06.2015 22:40:53 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Süreyya ÇARBAŞ
O, 92 yıllık cumhuriyet tarihimizin en önemli siyasi aktörlerinden biriydi.

Türkiye'nin son 40 yılına damgasını vurmuştu.

Büyük kitleleri peşinden koşturmuştu.

İhtilaller görmüş,

Kendi ifadesiyle 6 kez gitmiş, 7 kez gelmişti.

Başbakan olmuştu,

Cumhurbaşkanlığı makamına oturmuştu.

Bu makamlarda tevazuyu asla elden bırakmamıştı.

Çünkü O, kibir denilen illetin sarhoşu olmamıştı.

Kimse O'na ne sultan, ne de padişah demişti.

Uzun yıllar 'çoban' olarak anılmış,

Sonra 'baba'lığa terfi etmişti.

Adı 'barajlar kralı'na çıkmıştı.

Türkiye'nin en büyük yatırım hamleleri O'nun döneminde yapılmıştı.

Kuşkusuz eksikleri, hataları da olmuştu.

Ancak O'nun ömrü demokrasi mücadelesi ile geçmiş,

Yüreği 'Büyük Türkiye' sevdası ile yanıp tutuşmuştu.

Gazeteci olarak 1980 öncesi ve sonrası

Mitinglerini, toplantılarını izledim.

Konuşmalarını dinleyip, haberlerini yaptım.

Bazı özelliklerine hayran oldum.

Hayatında yılgınlığa yer vermeyişine,

Elektronik beyini andıran hafızasına gıpta ettim.

Sıra oy vermeye gelince,

Hep cimri davrandım.

Bir kez olsun kır ata 'evet' demedim.

Ama gün geldi,

Sandıkta hep 'hayır' dediğim insanın karşısında saygıyla eğildim,

Elini öptüm.

Hem de bir değil, iki kez.

Nasıl mı?

Aynen şöyle;

Yıl 2007 ve Atatürk Üniversitesinin kuruluşunun 50. yıldönümü.

Prof. Dr. Hüseyin Yurttaş, Arş. Gör. Erhan Mutlugün, Arş. Gör. Okan Toker ve ben üniversite belgeseli için yollara düşmüşüz.

Üniversitenin kuruluşunda, bugünlere gelmesinde emeği olanlarla röportaj yapıyoruz.

Görüşmek istediğimiz isimlerden birisi de 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel.

Randevu alıyor, Güniz Sokağın yolunu tutuyoruz.

Mütevazı bir evin, daracık holünden geçtikten sonra

Misafir salonuna yönlendiriliyoruz.

O da ne!

Karşımızda Cumhurbaşkanı Sayın Demirel.

Eşiğin hemen dibinde,

Takım elbiseli, önü ilikli.

Evladı yaşındaki bizleri karşılıyor.

Büyük bir tevazu ile tek tek elimizi sıkıp,

Güleryüzle 'hoş geldiniz' diyor.

Biz de hiç tereddüt etmeden eğiliyor,

Elini öpüp, başımıza koyuyoruz.

Baba sıcaklığına saygıyla karşılık veriyoruz.

Buna kendimizi mecbur hissediyoruz.

Röportaj faslına geçince,

'Ben anlatayım' sonra sorularınızı cevaplayayım diyor.

Üstün hafızası ile tarih ve isim vererek

Üniversitenin kuruluşunu, üniversiteye yaptıklarını 15 dakikada özetliyor.

Nokta koyup, sorularımızı bekliyor.

Daha önce hazırladığımız soruları sormaya hacet kalmıyor.

Kayıt bittikten sonra,

İkram masasına davet ediyor.

Pasta, çörekler yeniyor,

Sıcak çaylar yudumlanıyor.

Sanki kendi evimizde biz bizeyiz.

Erzurum'u konuşuyor,

Erzurum'un önemine vurgu yapıyor.

İsteğimizi kırmıyor,

Bizimle poz veriyor,

Beraber fotoğraflar çektiriyor.

Sonra ayrılık vakti geliyor.

Sayın Cumhurbaşkanı yine eşiğin dibindeki yerini alıyor.

Tek tek elimizi sıkıp, tatlı sözlerle bizi yüreklendiriyor.

Önemli ve iyi bir görev üstlendiğimizi ifade ediyor.

Biz bu büyük İnsanın bilgeliğinden, mütevazılığından

İnsanlığa dair dersimizi alıyoruz.

Tek tek elini öpüyor,

Büyük bir saygıyla huzurundan ayrılıyoruz.

Yaşadığımız bu atmosferden çok etkileniyoruz.

Belleklerimizde derin izler bırakıyor.

Aylar süren uzun yolculuklarımızda hep bunu konuşuyoruz.

O'nu, o tabloyu bir türlü unutamıyoruz.

Bundan sonra da unutmayacağız.

Hatırladıkça sizi hep saygıyla anacağız.

Ruhunuz şad, mekânınız cennet olsun Sayın Cumhurbaşkanım.


Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.