25 Şubat 2017 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Fevzi BUDAK > İşimize gelmeyen bazı hassasiyetleri; es geçme...
Fevzi BUDAK

İşimize gelmeyen bazı hassasiyetleri; es geçme...

09.10.2016 13:24:24 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Fevzi BUDAK
Günümüzde toplumsal değer ve yargılarımız sakat bir tasnife tabi tutulmaktadır. İşimiz ve çıkarımız uğruna kullanılabilecek olanlarlara farklı anlâmlar yüklenilmekte ve farklı öncelikler verilmektedir. Böylece de zihinlerde ve yaşamda değişik yargıların ve farklı tepkilerin oluşturulması sağlanmaktadır. Toplum giderek duyarsız ve umursamaz bir hal almakta, cemiyet ahlâkını kemiren, yalan-dolan, hile, hırsızlık, helâl ve haram karşısındaki umursamaz tavır ve benzeri zaafiyetler onların dünyalarında içselleştirilerek, makul bir halmiş gibi algılar sağlanmakta... Halk kültüründen alınmış iki hikâyemsi örnek üzerinden, kimi benzer hassasiyetlere ve değerlere farklı farklı tepkilerimizi açmaya çalışalım.

Erzurum'da yetişen, ancak halk şiirindeki değeri pek fazla bilinmeyen, büyük ozanlardan birisi de Âşık Erbâbı'dır. Döneminde, çardaklı kahvehânelerde saz çalmakta ve evinde de sazlı -sözlü sohbetlerle 'meşk' yapmaktadır. Rivâyet edilir ki, günlerden bir gün, bir din adamı sohbetlerinden birine katılır, fakat, saz çalınmasından duyduğu rahatsızlık sebebiyle meclisi terkeder. Erbâbi, saza karşı duyulan bu aşırı zâhitçe tavra, mecâzlarla örülü ve günümüze de taşınacak kinâyeli ve taşlamali gazeliyle şöyle seslenir.

Ehl-i aşk eyler niyâzi, yâre nâzı dinlemez
Nice yâr olur ki nâz eyler, niyâzı dinlemez

Nev-benem bir devr-i daimdir, bu dünya devreder
Güz giderse kış gelir, vaktinde yazı dinlemez

Tâbi olmuştur ezelden berü az-çok kimseye
Böyle bir darb-ı meseldir, çoklar azı dinlemez

Meclis-i irfânı kor kalkar gider câhil gibi
Kalb-i gafil mahrem-i esrâr-ı râzı dinlemez

Bellidir ahvâlı erbâb-i riyâ meşreblinin
Kizbi söyler, gıybeti dinler de sazı dınlemez

Erbâbi, gazelinde özetle şöyle der: Hele şu riyâkar meşreplilerin hallerine bir bakın ki, büyük günahlardan sayılan 'kizib', yani yalan söylemekten ve 'gıybet' denilen dedikodu dinlemekten, din adına hiç bir sakınca görmezler de, ama günahtır diyerek saz dinlemezler tarzındaki imalı ifadeleri ve deyişiyle, arifâne müthiş bir ferdi ve toplumsal çelişkiye işaret eder.

Bir halk söylencesinde de; adam oğluna kız istemek üzere, kız babasına varır. Kız babası, karar vermek için mühlet verilmesini ister ve âdet üzre de, kızına talip olan delikanlıyı ahlâkî açıdan araştırarararak, sorup-soruşturur. Araştırmalarında, kızına talip olan delikanlının, zaman zaman hırsızlık yaptığı sonuç ve bilgisine ulaşır. Delikanlı babasının ikinci kez gelişinde, tesbit etmiş olduğu olumsuzluk nedeniyle kızını oğluna veremeyeceğini ifâde eder.

Baba bu söz ve tespit karşısında utanç duyacağına, pişkin bir vaziyette, 'Efendi efendi! Senin hırsızlık dediğin ne ki? O dediğin, fasa-fiso... Allah bizleri rakıdan, şaraptan muhafazaa etsin.' der. Rakı-şarap ve hırsızlık mukayesesi üzerinden, hırsızlığın ahlâkî bir zaafiyet olmadığının değerlendirilmesini yapar. Asıl zaafiyet ve nakisenin içki içmek olduğunu ifâde eder ve hırsızlığı da işine ve oluruna geldiği biçimiyle, anlayışına uygun bir değelendirmeye tabi tutar. Bazılarımız içki içene kızar, ama hırsızlığı-yolsuzluğu-talanı es geçeriz. Kimileri de helàl-haram kavramlarından hangisi işlerine geliyorsa o alanda hassaslaşır, diğerlerini görmezden gelir. İşte, toplumsal âhlaki bir erezyon denilen,herhalde bu olmalı..

Toplumsal ve ferdi hayâtımıza bir bakış sergilediğimizde, hayatımızın her alanında,öz kıssalarda simgesel ifâdelerle yer alan, benzeri tavırlar sergileyen o kadar çok örnek var ki...Tüm zaafiyet ve erdemlerde işimize gelenleri önceleyip, işimize gelmeyenleri görmezlikten gelmek gibi, nedense ahlâkî olmayan arızalı bir anlayışımız var .Haliyle bu tür sakat anlayışların ahlâkî bir değer olduğundan bahsedilemez.

Yalan söylemeyi, gıybet dinlemeyi ve hırsızlık yapmayı mübâh, buna mukâbil, saz dinlemeyi ve içki içmeyi günah sayan, işine gelen zaafiyetlere hoş bakan, benzer ikilemci anlayış ve bakışları, siyåsî veya ferdi tüm alanlarda görür ve yaşarız. Bu bakış ve anlayışların kusur ve ayıp sayılmadığı toplumların, nasıl bir ahlàkî çıkmazda olduğu gayet açıktır. Ferdi ve toplumsal varlığımızda, ahlâkî bir çürüme yaşandığı görülmektedir. Günümüzde hoyratça ve çıkar amaçlı kullanılan tüm kavram ve değerler giderek anlâmsızlıkta ve içleri boşaltılmış ruhsuz kalıplara dönüşmekte...Sıradanlaşarak heyecan vermemekte...

Bugün yine ve ne yazık ki, şehitlerimiz var; rahmet diliyorum
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.