21 Kasım 2017 Salı
Anasayfa > Yazarlar > Fevzi BUDAK > İmam nikâhı ve imam...
Fevzi BUDAK

İmam nikâhı ve imam...

03.09.2017 14:35:38 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Fevzi BUDAK
Büyük Türk bilgini ve İslâm hukukçusu; "Mecelle" gibi muhteşem bir hukuk eserini kazandıran Ahmet Cevdet Paşa, dönemin Fransız elçisiyle yapılan bir konuşmasında, "İmamlık" ve "İmam Nikâhı" hakkında şunları söylemişti. Fransız elçiyle aralarında geçen söyleşiye aynen sadık kalarak ve hiç dokunmadan aktarmak istedim. Müftülüklerin de nikâh kıyma tartışmalarının yaşandığı günümüzde ve bakışımızın şekillenmesinde; ümit ederim faydalı olur.

İslâmiyette râhiplik sınıfı yoktur. Gördüğünüz sarıklıların ruhbâniyetle bir alakaları yoktur. Râhiplerin yaptıkları sıkı muameleye hiç bir müslüman tahammül edemez. Bir hıristiyan çocuğu anasından doğar. Vaftiz olmak, yani Hıristiyan defterine kaydolunarak gerçekten dünyaya gelmiş oddolunmak için papaza muhtâç olur. Allâh'a ibadet edebilmek için dâhî papazın aracılığına muhtâç olur. Evlenmesi papazın nikâhı icrâ etmesine bağlıdır. Ölülerin ruhuna bir hediye göndermek için papazın duasına muhtâç olur. Kendisi ölürse, toprağa girmesi dahi papazın varlığına bağlıdır. Eğer gelmesi gecikirse, cenâze meydanda kalır.

İslàmda ise papazlık, imamlık yoktur. Her kul Allâh'ı ile başbaşadır. Kendisiyle arasına giren kâfirdir. Buna cesaret ederek, islâmiyete ruhbâniyeti sokacakların bu hareketleri küfür addolunur. Bir islâm çocuğu doğar, babası kulağına ezan okur ve adını koyar. İmam efendiye muhtâç olmaz. Çocuk büyür, okur, ilmihâlini öğrenir, kendi kendine Allâh'ına ibadet eder. İlim için öğretmenine muhtâç olur, ama ibâdet için başkasına, imama muhtâç olmaz. Cemaat ile namaz olduklarında, içlerinde biri imam olur. Her ne kadar, imamlık hizmetini edâ için bir camiye bir imam tayin olunmak adet olmuş ise de, bu adet dinî bir mecburiyetten doğmaz. İmam efendi bulunmazsa da, cemaatten birisi imam olur, namaz kılınır.

İslâmiyette günâharı ancak Allâh affeder. Bir günâhın affedilmesi için istenen şey kalp temizliği ile Allâh'a yalvarmaktır. Ulu Tanrı ile kul arasına başkası giremez. Bir erkek ile bir kadın evlenmek isterlerse, kendileri veya vekilleriyle nikâh akdolunabilir. Fakat iki şahit huzurunda olmak lâzımdır. Bunun için hocaya muhtaç olmazlar. Her ne kadar nikâh toplantılarında mahalle imamları bulunması adet olmuşsa da, bunların vâzifesu, nikâh memurları olup, tarafların isimlerini yazmak ve nikàh muamelesini, mehri kaydetmektir. Bu cemiyette imam dua eder, fakat imam bulunmazsa da, nikâh yine akdolunur.

İslâmda biri, ölülerin ruhuna hediye göndermek isterse, Kur'an okur veya fakirlere sadâka verir ve sevâbını onların ruhlarına bağışlar. Bu sevâbı onlara göndermek için imama ve hocaya muhtâç olmaz. Biri öldüğünde onu yıkamak ve cenaze namazını kılıp defnetmek sair müslümanlara farzdır. Yapmazlarsa günahkâr olurlar. Fakat, cenazelerde imamlara bir miktar para vermek adet olunduğundan, vâzifeyi onlar edâ ediyorlar. İmam olmazsa da diğer dindârlar bu vazifeyi ifâya mecburdurlar. Kısacası imam ve müezzinler gibi sarıklılar hizmetkârlardır. Olmasalar da dinî vâzife ifâ plunur. Sair efraddan (fertlerden) fazla ruhanî bir sıfatları yoktur.

Cumhuriyetin ilânından ve daha medeni hukukun yürürlüğe girmesinin kırk elli yil öncesinden ve Avrupai tarzda ilk "darülmuallimin" yani öğretmen okullarının kuruluşunda da yer alan ve ilk müdürlüğünü yapan Cevdet Paşa'nın, "İmam" ve "İmam Nikâhı"na ilişkin değerlendirme ve tespitleri, günümüze belki bir yol olur ve belki bir ışık olur...
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.