17 Ağustos 2018 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Talip AKBAŞ > İki Ana eksen; İman ve Vatan
Talip AKBAŞ

İki Ana eksen; İman ve Vatan

26.03.2018 21:30 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Talip AKBAŞ
Kısır didişmelerle, tali konular üzerinde -kutsal savaş edasıyla- boğuşmalarla yorulduk artık. İman ekseninde bir ve beraber olmamız iman kardeşliği hukukunun bir gereğidir. Vatan ekseninde tüm farklılıklarımızla bir ve beraber olmamız bu toprakların omuzlarımıza yüklediği bitimsiz sorumluluktur. Tarih ve coğrafyanın dili vardır konuşur. Yüreği vardır sever. Öfkesi vardır öfke kusar. Tarihin ve coğrafyanın öfkesini bir nebze de olsa dindirmek elimizde.

Her alanda üretim coşkusu oluşturulmalıdır. Bilgi, değer, mal, teknoloji, marka, ekin, gübre, şeker, fındık, çay vb. üretime konu olan her ne varsa. Yapılan işin en iyisini hedeflemek, yapılan işi en estetik biçimde yapmak, yapılan işte en ekonomik faydayı amaçlamak, her işi en sağlam bilgiye tutunarak gerçekleştirmek, Kuran’ın kalite standardıdır. İhsan kavramı, bu dört boyutlu kaliteyi ifade eder. Bu coşku toplumun kılcal damarlarına kadar enjekte edilebilirse işte o zaman bu millet edilgenlikten kurtulup eski etkinliğini kazanacaktır. Üretmeden tüketmek insan onuruna yaraşmaz. Kabul edelim ki, Nicedir biz eski Alimlerin, imamların ve hatta ecnebilerin ürettiklerini tüketir durumdayız. Bu sebeple içinde bulunduğumuz hal şaşırtıcı değildir. 

Fertlerin ve toplumun oluşturduğu enerji bir havzaya akıtılmalıdır. Kıble birliği buna işaret ediyor. Günlük hayatımızın önemli bir parçası olarak emredilen kıble şuuru, fertleri ve toplumu aynı istikamete yönlendirir. Cuma ve bayram namazları, kurumsal yönelişi temsil eden muhteşem pratiklerdir.

Bu yetenek düzeyini tutturan milletler, tarihin öznesi olmuşlardır. Bu düzeyi tutturamayan milletler, tarih sayfasından silinip gitmişlerdir. Her karakterin kendine has davranış biçimi, dışa vurum şekli vardır. İsra, 84. Tevhit ve kıble birliği oluşturan toplumlar, kendi karakteristik özelliklerine uygun davranmalıdırlar. Toplumu ve devleti ilgilendiren dahili ve harici problemler karşısında bu karakterin sarsıntı yaşama seçeneği yoktur. Millet olma şuuru, basiret ve ferasetle soğukkanlı olmayı gerektirir.

Toplumu toplum yapan bağlar güçlendirilmelidir. “Dostları ile uğraşanlar, düşmanlarını yenemez”. Selahaddin Eyyubi bu sözü söyleyeli asırlar geçmiş ama tazeliği hala üzerinde. Demek ki hayat, aynı yataktan akmaya devam ediyor. Kıbleden olduğu gibi namazdan da yararlanabiliriz. Saf düzenini toplum içinde de yaşanır kılabiliriz. İhtilafları rahmete çevirecek mekanizmalar ve kurumlar ihdas edebiliriz.

Diz dize olmayı omuz omuza gelmeyi, kol kola girmeyi, el ele tutunmayı ve gönül gönüle yol almayı biz beceremezsek kim becerecek? Biz birbirimizi tüketirsek bizi/bize kim üretecek? Biz birbirimize sırt dönersek çubuğumuzu yerden kim kaldıracak?  Düşmanı düşman belleyemez dostu dost bilemezsek bize kim omuz verecek? 

Herkesin bir gidişatı vardır. Biz peygamberin gidişatıyla kendi gidişatımızı eşitlemeliyiz. Onun emin oluşu, dürüst oluşu, adil ve merhametli oluşu, bizim için Üsve-i Hasen’edir. Onun sünneti işte bu alanlarda aranmalıdır. İşin edebiyatını yapmak kolaydır. İş o ki rahmet peygamberinin izini sürelim.

Saf insan kalma ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı karşılamak en başta Kuran’ın müntesiplerine yakışır. Derli toplu şahsiyet olma zarureti vardır. Bunu Peygamberin ümmeti karşılamazsa kim karşılayacak. Peygamber, Müslümanlara kıymetli bir örnektir. Müslümanlar da insanlığa örnek olma bilincini yakalamalıdır.  Müminler bunu becereceği güne kadar durum stabildir.
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.