25 Şubat 2017 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Talip AKBAŞ > Hafızlık öğretiminde yöntem sorunu
Talip AKBAŞ

Hafızlık öğretiminde yöntem sorunu

09.10.2016 16:15:42 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Talip AKBAŞ
Kuranı kerim, insanlığın kurtuluşunu konu edinen, kulların ihtiyaçlarına uygun bir şekilde indirilen ve kıyamete kadar geçeli olan ilahi kitaptır. Kuranın ilk öğreticisi olan Hz. Peygamber (s.a.s) Kur'an-ı Kerim'i, okumuş, öğretmiş ve onun ahkâmını bizzat hayatında uygulayarak açıklamıştır. Bugün kuran eğitiminde takip edilmesi gereken yol şu beş başlık altında takip edilmelidir. Öğrenmek, okumak, anlamak, uygulamak ve başkalarına öğretmektir.

Tarih boyunca kuranın öğretilmesi ve en doğru şekilde okunmasına büyük önem verilmiştir. Kuran eğitiminin verimliliği, hocanın niteliği kadar kullanılan yöntemlerle de doğrudan alakalıdır. Manevi motivasyonu iyi olan, öğrencilerle iyi iletişim kuran formasyon sahibi, öğretim yöntemlerini iyi bilen maharetli öğreticiler başarılı olabilirler.

Kuran okumayı öğrenmenin ve okumanın kendine has yöntemleri vardır. Kuranı arapça fonetiğine uygun bir şekilde öğrenmek gerekir. Kulağa hitap önemlidir. Harflerin, mahreçlerin ve telaffuzların ancak iyi bir okuyucudan dinlemek sureti ile kavranabilir. Bu yönü ile kuran eğitimi hoca merkezli bir eğitimdir. Kuran fem-i Muhsin (güzel okuyucu) sahibi bir hocadan dinleyerek onun okuyuş tarzını kavrayarak öğrenilir.

Bu alanda maharetli öğreticilerimiz azımsanmayacak kadar vardır. Güzel sonuçlar da alınmaktadır. Fakat Öğrenilip okunan kuran aynı zamanda anlaşılmayı da bekler. Okumayı anlamaya anlamayı okumaya kurban edemeyiz. Okumayı ön planda tutup anlamayı ihmal edenler ya da anlamak her şey okumak hiçbir şeydir diyenler mutlak manada yanlış içindedirler. Bunlardan birini tercih etmek durumunda değiliz. Kaldı ki bunlar birbirlerinin alternatifi değil tamamlayıcısıdır. Okuma ile anlamanın arasını açmak Allah'ın birleştirilmesini emrettiği bağların birbirinden koparılması anlamına gelir.

Burada birkaç rivayete yer vererek konuyu daha anlaşılır kılmaya çalışalım.

Hz. Peygamber, Kur'an okumayı namaz kılmaya ve dua etmeye benzeterek şöyle buyurmuştur; "Kur'an'la kalpleriniz arasında bir bağlantı bulunduğu sürece Kur'an okuyunuz. Kur'an'la konsantre sağladığınız sürece okuyun. Kalben ve zihnen ondan ayrıldığınız zaman okumayın,"

Hz. Ali konuyla ilgili şöyle söylemiştir; anlamadan eda edilen ibadette hayır olmayacağı gibi tedebbür edilmeyen tilavette de hayır yoktur.  "İçlerinde bir takım ümmiler vardır ki, kitabı bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunurlar.

Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.  Zerkeşi, "Kur'an okudukları halde Kur'an onların gırtlaklarını geçmez,"  hadisinin Kur'an'ı tecvidle okudukları halde manasını anlamayanlar hakkında olduğunu söyler.

Bu rivayetler ışığında şunu söylemeliyiz ki kuran öğretiminde harflere ve mahreçlere verdiğimiz önemi kuranın anlaşılmasına da vermemiz gerekir.

İki yıl belki üç yıl kuran kursunda hafızlık eğitimi alan bir öğrenci üç yılın sonunda ezberlediği ayetlerin manasını anlamaya yönelik hiçbir fikri yoksa bu büyük bir eksikliktir. Bu açıdan kuran kurslarında özellikle hıfzını tamamlayan öğrencilerin orta öğrenimlerini tamamlama sürecinde ciddi bir kuranı anlama programı uygulanmalı fikri zaruret arz etmektedir.

Bu noktada şu ayeti dikkatle tekrar tekrar okuyup üzerinde derin derin düşünmeliyiz. Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar." Kur'an'ı mehcur bırakanlar arasında yer almamak için kuranın lafzını ve manasını en güzel şekilde kavrayacak ve hayatında uygulayacak nesiller yetiştirme çabası içinde olmalıyız.
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.