MNG
25 Eylül 2017 Pazartesi
Anasayfa > Roportajlar > Garibin hikayesi
Garibin hikayesi

Garibin hikayesi

16.02.2016 15:51:28 12 14 16 18 yazdır
Erzurumspor'un efsane kalecisi Ersin Kayaalp ağabeyi ile bal tadında bir röportaj yaparak, "Garip"in hikayesini ve bilinmeyen dünyasını spor sever

Erzurumajans-Erzurumspor'un efsane kalecisi Ersin Kayaalp ağabeyi ile bal tadında bir röportaj yaparak, "Garip"in hikayesini ve bilinmeyen dünyasını spor severler için kaleme aldık.


Erzurum için yalan söyledim


O, 1968 yılında vatani görevini yapmak için Türkiye'nin en büyük metropol kenti İstanbul'dan kalkarak Erzurum'a geldi. Vatani görevini ifa ederken, Karagücü'nde kalecilik yaptı, her ne olduysa işte o tarihten sonra oldu. 1969 yılında Erzurumspor'a transfer edildi. Onun forma giydiği efsane kadro 1972-1973 sezonunda 3. Ligde namağlup şampiyon olarak tüm spor kamuoyunun dikkatini çekti. İstanbul'dan gelerek 'Garip' lakabını alan efsane kaleci Ersin Kayaalp, yarım asra yakın zamandır Erzurum'da yaşıyor. Kaleci, Ersin, Erzurumspor'da kalmak için Trabzonspor'a, "Erzurumspor'la mukavele imzaladım" diye yalan söylediğini de itiraf etti.




O, efsane kaleci Ersin Kayaalp... 1972-1973 yılının Namağlup unvanlı şampiyonu Erzurumspor'un değişmez oyuncusuydu. Kalenin bir ucundan diğer ucuna uçarak gol kurtarır, taraftarın alkışını alırdı. Adeta kale direklerinde bir 'Cambaz' gibi dolaştığı içinde kendisine 'Kedi kaleci' yakıştırması da yapılırdı. Bunu, Efsane kaleci Ersin Kayaalp'in Dadaş kızı olan eşi Nur Kayaalp(Ateş) itiraf etti. Bir süre önce KOAH rahatsızlığı yüzünden Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gören efsane file bekçisine, takım arkadaşı ve bir zamanların maestrosu Ercan Güngör aracılığı ile ulaştık. Rabiaana Mahallesi Akşehir Sitesi'ndeki dairesinde bularak, ziyaret ettik. Pusula olarak 'Garip' lakaplı efsane kalecinin bilinmeyen dünyasına girdik. Dilerseniz bal tadında bir röportaj yaptığımız efsane file bekçisinin hayatını kendisinden, ve zaman zaman devreye giren hayat arkadaşı Nur hanım ve Ercan Güngör'den dinleyelim.


ADIMI GARİP KOYDULAR


N. Pala: İstanbul beyefendisi Ersin Kayaalp'in yolu Dadaşlar Diyarı Erzurum'la nasıl kesişti.


Ersin Kayalap: 1946 yılında İstanbul'da doğdum, 1968 yılında Vatani görevimi yapmak için Erzurum'a geldim. O dönem futbolda Karagücü vardı. O takımın kalesini koruyordum. Maçlarda süper kurtarışlar yaptığımı gören Erzurumspor yöneticileri beni mercek altına almışlar. Teknik direktörümüz Selahattin Ünlü'nün de ısrarlı talebi üzerine 1969 yılında beni Erzurumspor'a aldılar. Mavi-beyazlı kulüpte 1. Kaleci olarak direk oynamaya başladım. 1972-1973 sezonunda sezona Rahmetli Hadi Hoca ile (Vuraler) başladık. Sonra ilerleyen haftalarda o, görevi bıraktı. Turgut Kafkas geldi ve sezon sonunda namağlup şampiyon olduk. Hiç unutmuyorum 17 maçta 6 gol yedim, bu Süper Ligde bir çok takımın dikkatini çekti.


TRABZONSPOR HEYETİNE YALAN SÖYLEDİM


N. Pala: Kaptan, Ercan ağabeyi (Güngör) söyledi, seni Fenerbahçe ve Trabzonspor resmen istemiş? Hatta Sakarya ve Samsun'da sana ciddi teklifle gelmişler.


Ersin Kayaalp: Evet, Erzurumspor'da müthiş bir sezon geçirmiştik, namağlup şampiyon olmuştuk, Fenerbahçe, Trabzonspor ve Samsunspor ile Sakaryaspor beni resmen istedi. Özellikle Trabzonspor beni çok istiyordu. Bir heyet gönderler Erzurum'a... Bu komite öyle saatlerinde bana ilk tekliflerini ilettiler. Sonra akşam saatlerinde gelip, beni araba ile aldılar, gittik konuştuk. O dönem adeta bana servet önerdiler. Ancak ben, henüz Erzurumspor'la sözleşme yenilememe rağmen, kendilerine yalan söyleyerek, Erzurumspor'a imza attım dedim. Adamlar bunun üzerine benim transferimden vazgeçip, Beykoz'dan kaleci İlhan ile Şenol Güneş'i transfer ettiler. Sonrası malum Şenol Güneş Trabzonspor'da şampiyonluklar yaşayıp, Milli takıma yükselerek yıllarda Ay-yıldızlı kaleyi korudu.


DİDİ'Yİ BÜYÜLEDİ


N. Pala: Sen Didi'yi büyülemişsin bunun için neler söyleyeceksin?


Ersin Kayaalp: Tüm spor kamuoyunun ve Erzurumspor taraftarının da bildiği gibi Fenerbahçe'ye karşı 3-0'lık müthiş bir zaferimiz var. O maçtan sonra Fenerbahçe'nin dünyaca ünlü hocası Didi, beni çok beğenmiş, onun içinde beni Fenerbahçe'den resmen istediler, gitmedim. Ama ileriki yıllarda adeta bana servet öneren Trabzonspor'a gitmediğime pişman oldum. Ama bu Erzurum'u çok sevmemden kaynaklandı. Çünkü burayı terk etmek istemiyordum. Hatta Fenerbahçeliler çanta dolusu parayla geldi, yine transfer olmayı kabul etmedim.


GARİP LAKABI TAKTILAR


N. Pala: Kaptan Erzurum'da sana 'Garip' lakabını taktılar ve sen artık 'Garip' olarak kaldın?


Ersin Kayaalp: Evet, adım Erzurum'da garip kaldı. Takım arkadaşı Ercan Güngör giriyor araya: "O dönem, Orhan Gencebay'ın garip şarkısı ilk kez çıkmıştı piyasaya, Ersin İstanbullu idi, bu yüzden taraftar ona Orhan Gencebay'ın, 'Garip' şarkısı ile hitap etti, o şekilde Ersin'in adı 'Garip' kaldı. 


N. Pala: Erzurum'un terk etmedin, Nur hanımla evlendin?


Ersin Kayaalp: Erzurum'a aşıktım, artık bu şehirde yaşamak istiyordum, zaten bu yüzden de Trabzon'un teklifini reddettim. Sonra karşıma Nur Hanım çıktı ve kendisi ile 1976 yılında evlendik.


TÜM KIZLAR ONUN PEŞİNDE KOŞARDI, ERSİN BENİM PEŞİMDE KOŞTU


N. Pala: İkinizin tanışması nasıl oldu:


Nur hanım: Ersin o zaman çok yakışıklı idi. Gülerek, bugünde öyle? O yıllarda Cumhuriyet İş Merkezi'nin yerinde bulunan Erzurumspor Kulübü'nün yanında çay bahçesi vardı. Biz lise yıllarımızda oraya giderdik, Ersin bey, beni orada birkaç kez görmüş. Sonra ben sinemaya gidiyorum, bakıyorum Ersin bey beni takip etmiş, ya sağımda, ya solumda, ya arkamda ya da ön koltukta oluyordu. Bu iş bir süre devam etti. Hatta bir gün kız arkadaşlarımla Cumhuriyet Caddesi'nde yürürken, karşıdan Erzurumsporlu futbolcular geliyordu. Ersin değişik bir mont giymişti, arkadaşlarım bana 'işte Ersin bu' dediler. Ben o esnada hakaretvari, (Z...) diye de hitap etmiştim, ama kader, Ersin'le evlendik, bir oğlumuz, bir de kızımız oldu. Yani o yıllarda maçlara giderdik, bütün kızlar Ersin'in peşinden koşardı, Ersin ise benim peşimden koştu ve sonunda 30 yılı aşkın süredir hayat arkadaşlığımız sürüyor. Buna doğu-batı buluşması da diyebiliriz, ailem Ersin'in sahiplendi ve destek verdi. O da benim aileme hiçbir zaman saygıda kusur etmedi. Esin adında bir kızımız, Metin adında bir oğlumuz var. Çok şükür evliliğimizi bu yıllara kadar taşıyabildik.




BENDEN ÇOK ERZURUM'A GÖNÜL VERDİ


N. Pala: Evlendikten sonra hiç Erzurum'dan ayrılmayı düşünmediniz mi?


Nur Hanım: Hayır, hiç Erzurum'dan ayrılmayı kafamıza koymadık, çünkü Erzurum eskiden çok farklıydı, Ersin, benden çok Erzurum'a gönül verdi. Ama son yıllarda öğle olaylar yaşadık ki, bu şehirden gitmek bile istedik. Zaten Ersin'in yanına öğle menfaatçi insanlar sokuldu ki, Ersin'in parasını yemek için yanına sokuldular. Ersinle gezip tozmak için kulübe yönetici bile olanlar vardı, yönetici olduktan sonra da Ersin'in kuyucusu kazarak, kötülediler. Aslında Ersin bir tarihtir.


ERSİN DİREKLERDE DOLAŞIRDI


N. Pala: Ersin'in maçlarına giderdiniz, nasıl bir kaleciydi?


Nur Hanım: Bayanlar olarak eskiden hep maçlara giderdik. Ersin, direkten direği koşardı. Koşardı, uçardı(gülüşüyoruz) Ersin adeta kale direklerinde bir kedi gibi gezerdi.


AMASYA MAÇINI UNUTAMIYOR


N. Pala: Ersin ağabey hiç unutamadığın anıların neler?


Ersin Kayaalp: O kadar çok anım var ki, çünkü Erzurumspor'da ömrüm geçti. Kırıkkale'nin tarihte bize karşı hiç şansı tutmazdı, ben de süper oynardım, bir gün Kırıkkale'ye gittik. Taraftarlar ısınırken size sordular kaleciniz geldi mi? biz de evet dediğimizde eyvah yine puanlar gitti diye seslenirlerdi. Bunu unutamam.


Birde namağlup şampiyon olduğumuz sezon, Amasyaspor, bizi yenmek için her şeyi yaptı. Amaç unvanımızı yok etmekti, 'horoz tavuğu kovalar' diye sloganlar hazırlamışlar, yeşil beyaz olan Amasya, yeşile horoz, mavi-beyaz Erzurum'un formasının mavisine tavuk resmi yapmışlardı. 1-0 geriye düştük, ama Nuraydın skoru 1-1 yaptı, yine mağlup olmadık.


TEK PİŞMANLIĞIM ANTRENÖR DİPLOMASI ALMAMAM


N. Pala: Futbolun içinde bunca yıl kaldın, niçin antrenör olmadın?
Ersin Kayaalp: Gözümün önüne hiç bakmadım, elimden tutan olmadı, cahillik yaptım, gençliğimiz kurbanı oldum. Gencim, yakışıklıyım, iyi kaleciğim dedim, ama bunun bir gün sona ereceğini hiç düşünmedim. Antrenör kurslarına gitmemem büyük hata. En büyük pişmanlığım bu.


TOPA ATLAYAN, ZIPLAYAN KALECİ İYİ KALECİ DEĞİLDİR


N. Pala: Kaptan şu an dünya futbolunu nasıl değerlendiriyorsun, iyi kaleciler var mı?


Ersin Kayaalp: Tabi dünyada iyi takımlar ve teknik direktörler var. Muslera'yı kaleci olarak çok beğeniyorum, ama o da zaman zaman çok pis goller yiyor. Zaten iyi kaleci pis gol yer. Volkan Demirel'i beğenmiyorum. İyi kaleci demek atlayıp, zıplamak değil, iyi kaleci oyunu okuyan, ayaklarını ve kafasını kullanan, takımı oynatan kaleci iyi kalecidir.


O esnada Nur yenge bir kez daha giriyor devreye: "Ersin sahaya çıktığında takım arkadaşlarına güven verirdi. Bir puan benden gerisi sizden" diyerek cesaretlendirirdi.


Taffarel gelmiş geçmiş en iyi kalecilerden biridir. İnsanlığı da iyi bu yüzden yıllardır Galatasaray'da ekmek yiyor.


Messi ve Ronaldo süper topçular, Arda Turan da iyi olacak.


HAC DÖNÜŞÜ KAZA YAPTIK


N. Pala: Ersin ağabey, son yıllarda değim yerinde ise süzüldün?


E. Kayaalp: Eşim Nur hanım, benim hayatımdaki en değerli varlıktır, kendisi ile 2007 yılında Hac farizesini yerine getirmek için kutsal topraklara gittik. Döndüğümüzde aracımızla kaza yaptık. Kaburgalarım karaciğerime saplanmış, sporculuğum sayesinde kaslarım kuvvetli olduğu için kurtuldum, sonra doktorlarım bana sigarayı bırakacaksın dedi. Bende o gün bugündür sigara içmiyorum.


N. Pala: Yani Hac hayatını çok olumlu etkiledi?


Ersin Kayaalp: Biz Nur hanım ile birlikte tam üç kez Umre'ye iki kez de Hacc'a gittik. Nur hanım giriyor bir kez daha araya: "Emekli olmadan önce kazandığımı hac yolunda harcayacağım dedim, bunu yaptık."


Ersin Kayaalp devam ediyor: Geçtiğimiz aylarda KOAH nedeniyle Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gördüm. Ayrıca evde abdest alırken düştüm, rahatsızlandım, bu damarlarıma ve kalbime zarar vermiş bunun için de tedavi gördüm. Şu an sağlığım çok Şükür iyiye gidiyor. Evimde istirahat ediyorum. Bir çok kişi beni aradı. Özellikle Ercan Güngör arkadaşım her zaman evime geliyor. Benimle ilgileniyor. TRT Spor'dan Tevfik Şenel ve Vahit Alkır da hastalığım süresince benimle çok yakından ilgilendiler kendilerine teşekkür ediyorum.




Röportaj:Nurullah PALA/Pusula

Kategorinin Diğer Haberleri
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.