PALANDÖKEN
17 Ağustos 2018 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Talip AKBAŞ > Erzurum'dan Erzurum
Talip AKBAŞ

Erzurum'dan Erzurum

24.09.2017 22:30 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Talip AKBAŞ
Ülkemiz, her bir köşesiyle farklı güzelliklere sahiptir. Güzelliğini, biraz da farklılıklarına borçludur. Farklılıkları, zenginlik olarak görmeli ve tüm renkleri muhafaza etmeliyiz. Farklılıkları başka türlü görmek, ayrışma sebebi saymak, en hafifinden sorumsuzluktur. Bu ülke, karış karış gezilmeyi hak ediyor. Herkese yetecek gölgesi, herkesi serinletecek çeşmesi vardır. Kuran, yeryüzünü, ibret nazarıyla gezmeye yönlendirir. Gezmeyen görmez, görmeyen bilmezmiş. "Yol yolcuyu, han hancıyı bekler." derler doğrudur. Yol varsa orada insan da vardır. Ve yol medeniyettir. Yolda olmak güzeldir.

Yolculuğu aceleye getirmemeli. Yolculuğun tadı diye bir şey var, onu kana kana yaşamalı. Yola bakmalı insan. Mümkünse yerleşim yerlerini güzergâh edinmeli, otobanı değil. Görmeye değer o kadar şey var ki yol boyu.  Ardında kalan ağaçlar, dereler, tepeler, köprüler, virajlar, köyler, kasabalar, şehirler... Hepsi ders verir insana. Bunlar geçiciliğin ser levhaları gibidir. Tabi okuyabilene.

Kavuşmak için çıkılır yola. Her yola çıkan, kavuşamasa da kavuşanlar, daima onlardır. Bir de terk etmeden olmaz kavuşmak. Terk etmeyi bilmek lazımdır. Bazen avucundakini gevşetip bırakmaya bağlıdır kavuşmak. Her kavuşmanın bedeli vardır. Bedeli ödenmeyenin, kavuşmayı sahiplenme hakkı yoktur. Kavuşma demişken eskileri hatırladım. Çok istediğim İstanbul'a kavuşmuştum. Neyim varsa ardımda bırakarak, avucumu boşaltarak varmıştım. Geriye bir tek bedel ödemek kalmıştı. Daha ilk saatlerdi Fatih/Sarıgüzel caddesinde yüz üstü yere serilmiştim. Meğer bedel ödeme başlangıcı olarak onu saymalıymışım. Koca şehir, insanın burnunu yere sürtmeden bağrını açmazmış kimseye. Bana da öyle yaptı. Bu levhayı ben böyle okudum. Ya ardımda bıraktıklarım. Yüreğimin yüzüstü kapaklanmasını yazıya dökemem ya.

İşte bir zamanlar ardımda bıraktığım şehre, Erzurum'a her yıl düzenli olarak gelmeye çalışırım. Sıla-i Rahim karlı bir iştir. Çocukları kendi kültürüyle, baba ocağıyla, geniş aile fertleriyle buluşturmanın bereketini fazlasıyla gördüm. Ailelerin küçüldüğü, bireysellik hastalığının kol gezdiği günümüzde memleket ve akraba bağının güçlü tutulması çok faydalı olacaktır.

Her yerde iyi iyidir, kötü kötüdür. Herkes kendi vazifesini yapar. İyiler iyiliği, kötüler kötülüğü çoğaltıp dururlar. Dünya var oldukça bu ikisi de var olacaktır. Kuran, bu yüzden Hz. Âdem'in iki oğlunu hikâye eder. Mühim olan Habil'in izini sürmektir. Bizim düsturumuz daima kötülüğü, iyilikle savmak olmalıdır. Biliriz ki iyilik, kötülükleri siler atar. İyiliğin karakteri böyledir. Bu, ilahi teminat altına alınmış değişmez kuraldır. Ziyaretim boyunca iyilerle, iyilikle karşılaştım. Elbette hata, insan var oldukça olacaktır. Hayat ile hata, at başı gider. Hatanın tükendiği yerde hayat da tükenmiş demektir. Dikkat edilmesi gereken, hatanın tercih edip edilmemesidir. Tercihli hata, tüm güzellikleri siler süpürür. Bundan sakınmak lazım gelir. Olanca güzelliğin olduğu bir tabloda ısrarla, hatta iştahla hatayı işaretlemek nasıl bir şeydir.

Güzel memleketimin güzel insanları, bana birçok güzellik yaşattılar. Bu seyahatim, gözlerimi açtığım köyümü, ilkokulumu, ilk medresemi, ilk yalnızlığımı, ilk gözyaşımı, ilk kavgamı,  ilk vazife günlerimi yeniden hatırlattı. Bu ilklerin yanı sıra dost, arkadaş ve akrabalık bağları güçlü bir şekilde yenilendi.  Erzurum hiç olmadığı kadar sıcak, hiç görmediğim kadar sükûndu. Öyle ki Eylül ayı, son viraja girmek üzere. Erzurum'da hava 26 derece. İstanbul'dan 4 derece daha sıcak. Hayret...

İstanbul'a dönüş havasındayım bir yandan gönlüm biraz buruk. Geride bıraktıklarıma bu sene, annemi ve kardeşimi de ilave ederek dönüyorum. Öte yandan memleketim adına gururluyum. Birçok camide namaz kılmak nasip oldu. İmam arkadaşları çok beğendim.  Kıraatleri ve irşat faaliyetleri, gelecek adına umut veriyor. Umutları yeşerten arkadaşlar berhudar olsunlar.  Her sokağında insanı serinleten ve rahatlatan çeşmeleri gibi camileri vardır: Ulu Camii, Güneş Cami, Lalapaşa, Solakzade, Köseömer, Millet Camii, Narmanlı ve Gürcü Kapı Camii... Bunlar Erzurum'un iyilik havuzuna su çeken manevi tulumbalardan bir kaçıdır. Yolunuz düşerse mutlaka bu camilerde cehri namazlardan birini kılın derim.  Efe hazretleri ne güzel demiş; "Erzurum kilidi mülk-i İslam'ın, Mevla'ya emanet olsun Erzurum" Allah, memleketimizi ezansız, bayraksız ve devletsiz bırakmasın. 
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.