22 Ekim 2017 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > Talip AKBAŞ > Dost Yorgunu
Talip AKBAŞ

Dost Yorgunu

04.10.2017 19:11:30 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Talip AKBAŞ
Bazı insanlar vardır, sizin için onlar özeldir. Uzun beraberlikler ve ortak geçmiş, yürekleri bir ve beraber kılmıştır. Onlar ayrıdır diğer insanlardan. Kıvrımlı yollarda omuz omuza yürüyüşünüz, sizi dostluk bağıyla bağlamıştır. Bu bağ kolay bağlanmadığı gibi kolayca da çözülmemelidir. Öyle anlaşılıyor ki emek olmadan, fedakârlık olmadan hiçbir şey olmuyor. Ortak geçmiş, çok mühimdir ve korunmalıdır. Hele aynı ideal uğruna yaşanmışlık, korunmayı ve hürmeti ziyadesiyle hak ediyor. "Yolda bulduğunu, yolda kaybedersin" sözü ne kadar anlamlıdır. Kökü geçmişe uzanan dost, tarihin süzgecinden geçmiştir. Ölçülmüş ve tartılmıştır. Dost bildiğini, cafcaflı vitrinde gördüğüne kurban vermek yakışıksızdır, kadir kıymet bilmemektir. Yüreği dost enkazı haline getirmek tarifsiz yüktür. Dost yorgunu düşmek, yıpratıcıdır.

İnsan yolda olduğunu unutmamalıdır. Yol, her zaman aynı değildir. Kader, bazen önüne otobanı uzatır. Yol kaymak gibi olur. Hız yaparsın. Hatta hızını sabitlediğin olur. Sağına soluna bakamaz olursun. Baktığını sanırsın, kendince. Belki göz ucuyla baktıkların vardır ama bu, görmek değildir. Patika yolda cırmalanan dostunla ayrık düştüğünü hissedemiyorsan durum vahimdir. Vefa duygusu, duyguların şahıdır. Onu öldürmek, büyük bir yıkımdır. İnsanlık adına büyük bir zayiattır. İnsana bu cinayeti işleten çarpık anlayış Allah'u âlem şudur: Kişinin, yolun sonu nereye çıkar bunu bilmediği halde, bildiğini sanması. Kendi kendine yeteceği zannı, şeytanın insana tuzağıdır. Bu zandır, insanı savuran, merkezden uzaklaştıran, kendinden (özünden) koparan, kendini kendine unutturan.

İnsan, yolcu olduğunu bilmelidir. Yolcu da her zaman aynı değildir, tıpkı yol gibi. Nasibine düşen, hep otoban olmayabilir. Durum, biteviye konforlu gitmeyebilir. Yollar çeşit çeşittir. Haller türlü tevirdir. Güç, insanlar arasında gidip gelen, sürekli adres değiştiren bir şeydir. Mevsimlerin değişmesi süreklidir. İnsanın da mevsimleri vardır. Halden hale geçmeleri anlık olur. Bir dem gelir bahar yaşar, bir dem gelir tufan yaşar. Bir dem gelir kış yaşar, zemheriye düşmüş gibi. Bir dem gelir güller açar bulunduğu yer bağ olur, bostan olur. Yunusu rahmetle analım. Dem demişken, insanlık demini bozmamak lazımdır. Dostluk, karşılıklı  istifadeyi gerektirir. Ama istifade başka,  tüketmek başkadır. Bu noktayı bilmeden olmaz.

Kendinden emin olma zannı da neyin nesi? Bu, bir bilgiye dayanmıyor ki. Adı üstünde zandır. Zandan kaçınmak gerek. Kişinin kendi kendine yettiğini zannettiği nokta, bittiği noktadır. İnsan zayıftır her zaman bir dosta muhtaçtır. Dost deyip geçmeyin. En olmaz durumda imdada koşacak olan onlardır. Kimin kime umut ışığı olacağını kim bilebilir ki?

Kesin inançlılık, kendinden, yarınından emin olmak insanı azmanlaştırıyor. Bundan kaçınmak gerekir. Her şeyi kasko mantığıyla okumak insanı mahvediyor. İnsanın etrafıyla ilişkisini bozan bu tür anlayışlardan uzak durmak lazımdır. Oysa havf (korku) ve reca (ümit) bandıdır bize önerilen yaşam. Hiç ölmeyecek gibi dünyaya, yarın ölecek gibi ahirete yönelmektir bizim istikametimiz. Kendisi için istediğini, kardeşi için isteyebilmektir bizim yolumuz. Komşusunun açlığını umursamayanı kendinden saymayan Peygamberin ümmetiyiz biz. "Bir beldede açlıktan ölen birinin katili, o beldede yaşayanların tamamıdır. Diyeti de onlardan tahsil edilir."[1] diye ilan edilen bir ahlakın temsilcileri olmak, sorumluluk gerektirir. Böylesine yüksek anlayışın fertleri olmak, sıradan bir şey değildir.

Bu kıvamda sürdürdüğüm dostluklarım var hamdolsun. İşte onlardan biri: Yolum Gerede'den geçti. Eski bir dostumu hatırladım. Ortak geçmişimiz, orayı direk geçmemi engelliyordu. Zaman dar olsa da dost bellediğine selam vermeden olmazdı. İlçe Müftülüğünü aradım, karşıma çıkan bina, görkemiyle beni şaşırttı. Gerçekten birçok beldeye emsal teşkil edecek çapta güzel bir binaydı. Abartılı bulduğum binaya doğrusu karışık duygularla girdim. Değerli dostum Gerede Müftüsü Abdurrahman Şenoğlu bizi öyle bir karşıladı ki. Olanca görkemine rağmen bina, tevazu ve samimi bir hava ile silme doluydu. Çalışmalar hakkında müftü beyin söyledikleri ise heyecan vericiydi. Binayı üç ayrı hizmete tahsis etmişler. Orta kat idare, alt kat milli eğitim ile ortak hafızlık programı, en üst kat ise gidip görülmeye değer güzellikte, harika bir kütüphane. Kütüphanenin kitap ihtiyacı olduğunu da belirtmiş olalım. Yeni bir Kuran Kursu inşaatı sona yaklaşmış durumda. Gerede'nin en yüksek puanlı öğrencilerine yönelik başlatılan hafızlık çalışması, kızlar ve erkekler olmak üzere 100 kişiyle sürdürülüyor. Milli eğitimle ortak yürütülen bu modelin, örnek model olduğunu söyleyebilirim. Dostlarıma selam olsun

[1] Seyit Kutub, el-Adaletu'l ?içtimaiyye fi'l-İslam, s. 221
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.