13 Aralık 2017 Çarşamba
Anasayfa > Yazarlar > Süreyya ÇARBAŞ > Bize de bir Deli Petro lazım
Süreyya ÇARBAŞ

Bize de bir Deli Petro lazım

12.06.2015 17:48:19 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Süreyya ÇARBAŞ
Turistik amaçla gittiğim Rusya'nın St. Petersburg şehrinde bir hafta kaldım.

Hani Baltacı Mehmet Paşa'nın çadırına soktuğumuz (palavra) Çariçe Katerina ile kocası Çar Deli Petro var ya işte onların memleketinde.

Gezip gördüklerimi sıcağı sıcağına sizinle paylaşayım istedim.

Önce şehirle ilgili genel bilgiler vereyim, sonra da gözlem ve tespitlerimi yazayım.

St. Petersburg'u 1703 yılında Rusların Büyük Petro diye andıkları, daha sonra yaptığı akıl almaz işlerle adı deliye çıkan Çar Deli Petro bataklıkları kurutarak kurmuş.

Rusya'ya 200 yıl başkentlik yapan şehir; Baltık Denizi kıyısında, Neva Nehri üzerinde yeralan 42 ada üzerine kurulmuş.

Bu adalar 21'i açılıp kapanan olmak üzere 400'den fazla köprü ile birbirine bağlanmış.

Yaklaşık 75 kilometre uzunluğundaki Neva Nehrinin 32 kilometresi kanallarla tüm Petersburg'a yayılmış.

Avrupa ve Rus mimarisi ile inşa edilen şehir; beyaz geceleri,güzelleri, müzeleri, katedralleri, sarayları, köprüleri ve birbirinden estetik taş binaları ile ün salmış.

Cetvelle çizilmişçesine dizayn edilen geniş cadeleri, bulvarları, sokakları, park ve bahçeleri ile göz kamaştıran şehir oldukça temiz ve düzenli.

Ulaşımın çok rahat olduğu kentte toplu taşıma metro, otobüs ve taramvay ile çok kolay sağlanıyor.



Şehrin her kesiminde pahalı ve son model özel araçlara rastlamak mümkün oluyor.

İkinci dünya savaşının hemen akabinde 4-5 katlı olarak inşa edilen dünyanın en derin metrolarındaki duvar, tavan ve sütun süslemeleri görenlerin ağzını açık bırakıyor.

Dünyanın en renkli ve en güzel caddelerinden biri olarak kabul edilen Nevsky Prospekt Caddesi bu şehirde bulunuyor.

Yaklaşık 4,5 kilometre uzunluğundaki Nevsky caddesinin arkasında günümüzde dünyanın üçüncü büyük müzesi olarak nitelenen Hermitage müzesi ve meydanı yeralıyor.

Katerina tarafından kışlık saray olarak yaptırılan Hermitage Müzesi 5 büyük sarayın birleşmesinden meydana geliyor.

Müzede; Bizans, Roma, Helenistik, Antik Mısır ve İslam uygarlığına ait eserlerin yanısıra Leonardo Da Vinci ve Van Gogh gibi ünlü ressamların tabloları yeralıyor.

Her gün ziyaret için binlerce kişinin kapısında saatlerce kuyrukta beklediği müzede bulunan eselerin sayısı 3 milyonu aşıyor ve müzeyi gezmeye bir gün yetmiyor.

St. Petersburg'ta mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de Deli Petro'nun şehrin 35 kilometre ötesinde yaptırdığı yazlık Peterhof sarayı.



Çar Petro'nun bizzat kendisi tarafından tasarlanıp, yaptırılan saray müze olarak ziyarete açık tutuluyor. Saray; odaları, havuzları,fıskiyeleri, heykelleri ve bahçeleri ile insanı büyülüyor.

St. Petersburg'un iklimi hemen hemen Erzurum'u andırıyor. Kentte yaz mevsimi Haziran, Temmuz ve Ağustos'ta yaşanırken, 3-4 ay kış, diğer aylarda da sonbahar mevsimi hüküm sürüyor.

Şehirde Güneş gece 11'de batmaya başlıyor ve ortalık gece 12'ye doğru kararıyor. Gecenin üçünde etraf tekrar aydınlanıyor. 20 Mayıs-20 Temmuz arasında yaşanan bu dönem "Beyaz Geceler" olarak anılıyor.

Üstün mimari yapısının yanısıra, beyaz geceleri ile Dostoyevski, Çaykovski, Puşkin ve Gogol gibi edebiyat ustalarına esin kaynağı olan St. Petersburg, günümüz dünyasında kültür ve sanat merkezi olarak kabul görüyor.

Kuruluşunun üzerinden geçen 300 yılda şehir plânında bir milim bile değişiklik olmayan St. Petersburg'un merkezindeki yapılar 5 katı geçmiyor.



Her birinin üzerindeki süsleme ve heykellerin  farklı yaşam tarzını yansıttığı taş binalarla bezeli şehir günümüzde mühendislik ve mimarlık harikası olarak nitelendiriliyor.

Şimdilerde kentin dış kesimlerinde belli bir plân dahilinde,  çok katlı yapılaşmaya izin verilen St. Petersburg'un merkezi bir semtinde bir de görkemli bir cami inşa ediliyor.

St. Petersburg, daha önce gezip görme fırsatı bulduğum birçok Avrupa kentini gölgede bırakıyor.

Özetin özeti olarak St. Petersburg adeta bir masal şehrini andıyor.

İmkânı olan herkese, özellikle şehir plânlarında yüzlerce tadilata giden yöneticilerimize St. Petersburg'u görmelerini tavsiye ediyorum.

Bu şehri gördükten ve ülkesi adına yaptıklarını öğrendikten sonra keşke bizim de bir Deli Petro'muz olsaymış diye iç geçiriyorum.
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.