29 Mayıs 2017 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Mücahit HİMOĞLU > Bir zamanlar Erzurum da idrak ettiğimiz Ramazan (4)
Mücahit HİMOĞLU

Bir zamanlar Erzurum da idrak ettiğimiz Ramazan (4)

16.06.2016 17:11:48 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Mücahit HİMOĞLU
Teravi Namazı

Ramazanda Teravisine,

Çocukların bayram arifesine,

Bayramda çocukların ayak sesine,

Hasret kaldım Erzurum'un"

                            Şeref Hamamcı


Akşam iftar vaktinden sonra yatsı namazı ile beraber 20 rekat kılınan Teravi namazı Erzurum'da bambaşka bir şevk içerisinde icra edilir. Bazı kişiler işlerinden dolayı, bazı gençler kahveye oyun oynamaya daha çabuk gitmelerinden dolayı teravi namazını daha çabuk kıldıran Şafiler camii imamı Fikret Kotan ve Şeyhler Camii imamı Naim Gölleroğlu hocanın camisine ramazan ayı boyunca devam ederlerdi. Bazı yaşlı insanlar ise daha uzun ve ağır hatimle, teravi namazını kıldıran camileri tercih ederlerdi.


Hatimle teravi namazı kıldıran imamlar genellikle gurra hafızlardı: o günlerde Ayaz Paşa caminde Mehmet Hoca, Devrişağa caminde Mustafa Hoca, İbrahim Paşa camiinde Solakzade Sagıp Danışman hoca, Gürcükapı camiinde(camii yaptıran zahireci Alioğlu'dur, ancak adını vermek istemediği için camii adı semt adı olmuştur.) Recep Keskin, Caferiye camiinde Mehmet Gürgür, daha sonraları Gez caminde Metin Hoca, Narmanlı caminde Veli Velioğlu Hoca,  daha sonraları Tortumlu Abdullah Hocalar teravi namazını  hatimle kıldıranlardı.


Teravi namazını idrak edenler genellikle evlerine yakın muhit camilerini veya ramazan boyuncu oluşturacakları arkadaş gurupları ile ortak muhitte bulunan cami veya mescitlerde, bazıları ise muhitlerinde bulunan eyvanlı evlerin geniş salonlarında veya daha sonraları oluşan çok katlı apartmanların, bodrum veya teras katlarında, ramazan ayı teravi namazı için tuttukları özel hocalarla, teravi namazlarını kılarlardı. Teravi namazı cemaatinden bazıları yakın semt kıraathanelerine cay içmeye,  bazıları oyun oynamaya kahvelere giderlerdi.


Ramazan ayı kış ayına denk gelmişse, yine hasta yaşlı olanlar kendi sokaklarında teravi  namazı kılınacak müsait komşu evlerinde teravi namazını kılar peşine "Şemhinin patates" közlemeleri yenir, çaylar içilir, sohbetler edilir, geçmişe ait ortak anılarını anlatılır, bir önceki Ramazanda beraber olup, ebediyete goc etmiş olanları rahmetle anarak yad ederlerdi." Bu camilerden Caferiye ve Kurşunlu camilerinin bahçelerinde  bulunan medresede yerlerde savaş kaçağı,  suçlusu, devlete karşı suç işleyen  ağır ve casusluk yapan mahkumlar yatırılırdı. Bunların ayakları prangalı, ellerinde taşınması zor ağır kiloluk demirler taşır ve hep zincirlerle birbirlerine bağlı olarak mahkemeye gidip, geldiklerini gören ve birçok kişiden teyit edilen yaşlı eşraftan bir anekdot olarak aktardığımı ifade ederim."


Ramazanda ayında Erzurum'da alınan hazı, Türkiye'nin hiçbir yerinde alınmaz. Hele birde oldukça popüler olan ve herkesin gönlüne hitap eden, gönül adamı hocalardan biri olan Şeyhler cami(Erzurum'da Ezan vakitlerini belirtmek için, Şeyhler camisinin minaresine müezzin ve cemaatin namaz vakitlerini takip etsinler diye, 1767 yılında Müftü Habip Mehmet tarafından yaptırılan tek camidir) hocası Naim Hoca idi (Naim Gölleroğlu).


Naim hocanın kıldırdığı teravi namazına gidenler çoğunlukla, esnaf, bürokrat, müzisyen, sporcu ve şehrin ileri gelenleri ve siyasileri olurdu. Mesela, Ramazan ayı boyunca Erzurum Radyo Evinin usta müzisyenlerinden Suat Işıklı, Şeyhler camisi müezzinlerine teravi namazlarında eşlik eder, işfaneleyi okurdu. Müezzinlerin oturduğu mahfilde müezzinlerin rekat aralarında okudukları selat-ı selamlara eşlik edenler arasında o muhitin sevilenlerinden


Dadaş Sıddık, Tik Ayhan (Dalmızrak) ağabeyi ve bazen de kunduracı Molla usta olurdu. Müezzinlerin arkasırasında saf tutanlar arasında bazen çok uzun boylu oldukları için dikkat çeken Cazım Gürbüz ile KombostuCevdet Yumuk'la beraber saf tutanlar, Nihat Gezder, Ciğerim Fuat Elaldı Apollo Necmettin Yankılar gözden kaçmazdı.


Suat Işıklı işfelaneyi okuduğu zaman, Naim hocanın "Allah, Allah" deyişi camiyi inletirdi. Cami cemaatinde Naim hocanın hemen arkasındaki safta yerini alan Sümbül Baba, Naim hocanın sırtının devamlı terlemesine karşı yanında bulundurduğu havluyu, Vitir namazına başlanmadan okunan işfanele sırasında hemen bohçadan çıkarıp Naim hocanın sırtına koyardı. Naim hocayla teravih namazını kılmak ve Şeyhler camisinde olmak bambaşka bir hazın ve mutluluğun adı olurdu. 


Bu caminin teravih namazında müdavimleri, hep birbirini tanıdığı için cami içinde saf tuttukları yerler de belirliydi. Bu yerlerde oturan arkadaş, diğer arkadaşlarına bugün ben gelmeyeceğim, uzak yere davetliyim veya hastam var, ya da işim cıktı haberini diğer arkadaşlarından herhangi birine verirdi. Haber vermeyenler olduğunda, gözler onu saflarda arardı. Cemaatten kimlerin gelip, kimlerin gelmediğini gözler, namaz sonunu zor bekler, gelmeyen arkadaşı arar, onun hakkında bilgi alır, diğer arkadaşlarını da haberdar ederdi.


Çünkü teravi namazına başladıkları safların yerleri, sanki onlara tahsisli gibiydi. İlk teravi namazını kılan bir kişi kıldığı safı değişmezdi. Her arkadaş gurubundan bir veya birkaç kişi teravi öncesi gelir, saf durdukları yere oturur, diğer saf arkadaşlarını beklerlerdi. Arkadaşları da ilk oturdukları saf yerini bildikleri için hemen camiye geldiklerinde oraya gidip saf tutarlardı. Erken gelen arkadaş, diğer arkadaşlarına yer tutardı. Yalnız bu cemaatin en az yarısı Naim hocanın kavaflarda olan Zeynel caminde verdiği ikindi vaazında bulunan cemaati ile Cuma namazını kılan cemaatten olurdu. Erzurum'da Şeyhler caminin görünüşü. O yıllarda Erzurum'un 52 mahalleden ibaretti. Yenişehir  yerleşim bölgesi daha yeni imara açılmış, koparatif inşaatları henüz yeni başlamıştı.


Dadaş kent, Yıldız kent, Hilal kentle beraber DSİ'nin arka kısmı Terminal caddesi ve Yeni mahallenin kurulmadığı, Gez mahallesinde Kuşkay binasından, et kombinasına kadar yapılaşmanın olmadığı yıllardı.


Naim hocanın görevli olduğu camilerde cemaati olmayan Erzurumluya nadiren rastlanırdı. Mahallelerin iç içe olması sebebiyle herkes birbirini, mahalle mahalle, sokak sokak bilir ve tanırdı. Genellikle sosyal faaliyetlerde olanların şehirde cay içtiği, oturduğu, oyun oynadığı kahvehaneler, lokaller belliydi.


Her an, herkes birbirleriyle caddede, 3 Temmuz stadyumunda oynanan futbol maçlarında, kapalı spor salonundaki salon sporlarında, kayakta sporcu veya taraftarlarla, devlet dairelerinde çalışanlar, Naim Hoca'nın Şeyhler cami cemaatinde olurlardı.

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.